Günlerdir, haftalardır devam eden o "adsız" iletişim, bir ad kazanmaya başlıyordu.
İçinde beslediği duyguları bugüne kadar istemsiz ya da çekingen hareketlerle dışa yansıtırken, artık ağzından çıkan her cümlenin, yazdığı her harfin bir anlam taşıdığını biliyordu.
İstediğim şeyleri yazarak, "mahremiyetini" aralayarak "Teslimiyet"ini sergiledikten sonra değişmeye başladı. Artık yaptığı her şeyde, her cümlesinde ya da düşüncesinde sadece kendisine karşı sorumlu olan kız yoktu karşımda.
Telaşı sürekliydi. Heyecanı, korkusu, tedirginliği, mutluluğu ve utangaçlığı artık iletişimin her saniyesini kapsıyordu.
"Nasılsın?" kadar sıradan bir soru cümlesine dahi, Ona "Hayatın anlamı"nı sormuşcasına büyük bir saygı ve ciddiyet ile cevap veriyordu.