12 Şubat 2012 Pazar

"Dişi Köle" - 1



Sürekli düşüncelerimden, eleştirilerimden bahsetmeyi bırakıp bu sefer o açtığım deniz kabuklarının "dolu" çıkanlarından birini anlatmak istiyorum..

Güzel, nadide bir "inci"yi;

6 yıl önceydi sanırım. Hayatımın en kaotik, zorlu ve stresli dönemlerini yaşadığım o yıllarda Ankara'daydım.

BDSM kavramının adını koyalı çok olmamıştı. Arayışlarım sıradan kadın-erkek ilişkisinin dışına çıkarak bu yöne kaymış, benim eğilimlerime hitap eden birilerinin varlığını yoklar olmuştum.

Öyle bir dönemde çıkmıştı karşıma.

Uzaktan bakıldığında sevimli, güleç, sosyal, ilgili, 20'li yaşların başında bir Ankara kızıydı. Fotoğrafla ilgileniyor, medya sektöründe çalışıyor, ailesiyle yaşıyor, standardın dışına çıkmayan görüntüsüyle, kendi "kabuğunda" bir yaşam sürüyordu.

Tanışmamız internet ortamında bir "forum"da olmuştu. Malum "camia"nın onlarca yeni üyesinden biri olarak katıldığı forumda kendini "bayan köle" olarak tanıtmasının hemen ardından gelen eleştiri bombardımanına maruz kalmış, tüm bu eleştirilere cevap vermek yerine görmezden gelerek, içindeki hisler doğrultusunda konulara yorum yazmaya, konular açmaya, fikirler paylaşmaya başlamıştı.

 Forum "bayan köle" fikrini kabullenmiyor, bayanların kendini "köle" diye nitelendirmesini yadırgıyor, onun sahte bir erkek üye olduğunu oraya atan fikirler yürütüyor, bir yandan da bazıları "Hizmetinizdeyim hanımefendi, ayaklarınızın altındayım" tarzında yorumlarda bulunuyordu.

Forumdaki birkaç yazımda Ankara'da olduğumdan bahsetmemden ötürü, bana bir özel mesaj gönderdi. Ankara'dan bahsediyor, yakınıyor, Ankara'da yaşamanın zorluklarını sıralıyordu...

Sohbetimiz bir müddet bu şekilde ilerledi. Ardından anlık mesajlaşma programları üzerinden konuşmaya başladık.

Reel deneyimi yoktu. İçindeki duyguları daha önce çevresindeki ya da sanal ortamdaki kimse ile uzun soluklu olarak paylaşmamıştı. Konuşmalarımızda kaçamak sorular soruyor, beni tanımaya, düşüncelerimi öğrenmeye çalışıyor, bir yandan ise kabuğundan çıkmaya korkuyordu.

Aile yapısının, yaşam tarzının ve kişilerin BDSM kavramına bakış açısının bunda çok büyük bir etkisi olduğu kaçınılmazdı.

Ayrıca güven duygusu zaman içinde o kadar çok yıpratılmıştı ki, kendini ifade ederken elinden geldiğince "anonim" olmaya çalışıyordu.

Zamanla yendi korkularını..

Artık kendini anlatıyor. İçindekileri çekinmeden döküyor. Sormak istediği herşeyi büyük bir açıklıkla, çekinmeden ve gizlemeden sorabiliyordu.

BDSM anlamında hiçbir şey yaşamamıştı. Hiçbir şeyi "gerçek" anlamda deneyimlememişti. Bana kendini anlatmakta artık ne kadar rahat olsa da, bunu deneyimlemek konusunda korkuları devam ediyordu. İçinde karşı konulmaz bir istek, dışında ise asla aşılamayacağını düşündüğü korkuları vardı.

İçinde bulunduğum dönemin çok yoğun geçmesinden ötürü, sürekli internet başında olamıyordum. Belli aralıklarla düzensiz olarak internete giriyor, mesajlaşıyordum.

Bir müddet sonra, benim girişimi dört gözle beklediğini, bazen sırf çevrimiçi olma ihtimalim nedeniyle dışarı çıkmak yerine evde oturup, bilgisayar başında beklediğini dile getiriyordu.

Bağlanmaya başlamıştı...

Cümleleri artık daha edilgen, daha "bağımlı", daha dikkatli olmuştu. Bana karşı hata yapmamaya çalışıyor, sözlerini seçerek sarf ediyor, daha sonradan itiraf ettiğine göre, ben çevrimiçi olmadan önce bunları planlayıp bir sıra dahilinde sarf ediyordu.

Bir gün, konuşmanın orta yerinde, alakasız bir anda, ona soyadını sordum.

Sessiz kaldı. Tepkisizleşti. Yüzünü görüyordum. Ve yüzündeki o ilk "çaresizlik" pırıltıları da oluşuyordu...

Anlamsızdı.. Gereksizdi ve asla kullanmayacağım bir bilgiydi.

Fakat özeldi. Mahremdi. Bilinmesi deşifre olması açısından bir adımdı ve onun en korktuğu şey, sosyal anlamda BDSM konusunda deşifre olmaktı.

Ekrana bakamıyordu...

Başını sağa sola çeviriyor, dudağını ısırıyor, saçını karıştırıyor, eli arada klavyeye kayıyordu..

Hayır demek istemiyordu. Bunu "yapamaz"dı kendi inancına göre. Fakat söylediği takdirde artık kendini eskisi kadar "güven" de hissetmeyecekti..

İşte o "an", güven kavramını sorgulamaya başladığı an dı..

Güveniyor muyum?

Güvenmeli miyim?

Ne kadar güveniyorum?....

Soyadını yazdı..

Yazdıktan sonra başını öne eğdi. Vücut hareketlerindeki o teslimiyeti görebiliyordum.

O korkan, fakat teslim olan mimikleri vücudunun her zerresinde gözlemleyebiliyordum.

Bu kadar sembolik birşeyin onda bıraktığı etkinin bu denli fazla oluşu, aslında taşıdığı anlamın yoğunluğunda saklıydı ve o da bunun farkındaydı..

Cevap yazdıktan sonra hiçbir yorum yapmadım.

"Telefon numaranı yaz" dedim. Artık nasıl bir durumun içinde olduğunun farkındaydı. Teslim oluyordu ve işler sandığından daha hızlı, kontrolünün daha dışında gelişiyordu...

Bu seferki tereddütü daha kısa sürdü. Fakat numarasını yazdıktan sonra başını öne daha belirgin bir şekilde eğdi. Teslimiyeti daha belirgin bir hal alıyordu.

"Ev telefon numaranı ve ailenle yaşadığın yerin açık adresini tam olarak, kapı numarasına kadar yaz" dedim.

Yüzündeki  kızarıklığı net olarak görebiliyordum.

Ona oracıkta o an "Soyun!" desem, çırılçıplak kalmakta bu kadar tereddüt etmezdi.

Vücut ritminin hızlandığını, kendini tamamiyle bıraktığını yüz ifadesinden anlıyordum...

Adresini ve numarasını yazdı.

Başını öne eğdi ve öylece bekledi..

Ben gelmeden önce neler söyleyeceğini dahi sıraya sokan o meraklı kız, sorularıma cevap verdikten sonra tek bir kelime yazamadı. Başı öne eğik, öylece bekledi.

Bu sessizliğin içinde o kadar çok cümle gizliydi ki..

"İlk" teslimiyetini yaşıyordu ve bunun tamamen farkındaydı.

Soy ismini asla telaffuz etmedim.

"Sizinle konuşabilir miyim?" diyene kadar cep telefonunu hiç aramadım.

Ev telefonunu, ev adresini not dahi etmedim.

Yaşadığı semte hiç gitmedim.

Gitmeyeceğimden, hatta bunun aslında umrumda dahi olmadığından emindi..

Benden emindi...

Neden istediğimden, neyi yapacağımdan ve neyi yapmayacağımdan emindi...

Sorgulamayacak kadar emindi.

İkiletmeyecek kadar emindi.

Gün geldiğinde herşeyini feda etmek isteyecek kadar emindi...

4 yorum:

  1. bayan kölenin forumlarda tepki almasının nedeni ne? bu arada bayan sözcüğünden nefret ediyorum da öyle geçtiği için yazdım.

    karşı tarafa verdiğin güveni nasıl sağlıyorsun bir efendi olarak? yani gerçekten bdsm adı altında saçmalayan öyle adam/kadın var ki ve verilen özel bilgileri tehdit amaçlı kullanabilcek insanlar da var. çömez birinin bunları ayırt etmesi zor olsa gerek. belli bi yöntemin var mı karşıdakinin bunun ayırdına varması için? merak ettim gerçekten:)

    YanıtlaSil
  2. Aslında "Dişi Köle" daha güzel bir tabir. Fakat telif hakları uzun süre önce "başkaları tarafından" alındığı için bu başlığı tercih ettim. :]

    Tepki almasının nedeni, Türkiye'deki BDSM/Fetiş (ki ikisi bu ülkede aynı görülüyor) forumlarında bir kadının "köle" olmasının mümkün olmayacağı yönündeki baskın düşünce.

    Forum üyelerinin çok çok büyük bir kısmı fetiş eğilimli erkekler. Onların bakış açısına göre bir kadın ancak ve ancak "tapılası, ayaklarına kapanılası, yenilesi, yutulası, yalanası" canlılar.

    Öylesine saplantılılar ki bu konuda, bir kadının "edilgen" olabileceği düşüncesi tamamiyle imkansız onlar için.

    Bir diğer neden ise internet ortamının sahteliğe açık olması. Kişiler, bu ortamda rahatlıkla olmak istedikleri gibi olabiliyorlar. Farklı kimliklere, farklı eğilimlere, hatta farklı cinsiyetlere kolayca bürünüp, sırf eğlence için ya da farklı menfaatlerle insanları kandırabiliyorlar.

    Forumlar, bu sahteliğe çok müsait ortamlar. Bu konudan muzdarip olan kişiler ise artık her yeni üyeye şüpheyle bakıyor, hele ki "eğilimi" onayladıkları düşüncenin dışında ise çok kolay yaftalıyorlar...

    Güven konusuna gelince, bunun herşeyin temeli olduğunu zaten söylemiştim.

    Karşı tarafa güven sağlamanın temelinde ise, bunun için uğraşmamak yatıyor bence. Zira çaba, beraberinde yapaylığı getiriyor.

    Herşeyden önce şeffaf olmalı iki taraf da. Ne "Efendi" ne de "köle", istediğini elde edebilmek için karşısındakine "duymak istediklerini" söylememeli. Gerek düşünsel, gerek uygulama anlamında eğer farklı bakış açılarına sahiplerse, bunu çekinmeden dile getirmeyi bilmelidir.

    Tüm bunlar beraberinde güveni getiriyor. Karşısında, hoşlanmadığı birşey olduğu zaman bunu hiç çekinmeden söyleyebilen biri olduğunu bilmek, kişinin daha rahat hareket etmesini sağlıyor.

    İletişimin sürekliliği de önemli. Neleri seversin, neleri sevmezsin, sınırların ne, şunu yapar mısın, bunu yapmaz mısın vs... gibi sorular asla "O"nu tanımanızı sağlamaz. Yani her ne kadar BDSM temelli bir iletişim kurulsa da, "teslimiyet" noktasına varılana kadar, konuşulanların yoğunluğu daha "kişisel" konular üzerine olmalı.

    Tepkileri neler? Tahammül sınırları ne? Hayat tarzı, yaşantısı ya da geçmiş tecrübeleri hayatını ne derece etkilemiş? Bir ilişkiden beklentileri ne?

    Arayışı ne yoğunlukla "düşünsel", ne yoğunlukla "fiziksel"...

    Yani gerçekten "edilgen" biri mi, yoksa sadece acı peşinde koşan bir mazoşist mi...

    Bunları bilmek gerekiyor. Çünkü öceden de bahsettiğim gibi BDSM kavramı kendi içinde o kadar çok şekilleniyor ki, iki kişinin "Köle"-"Efendi" olsalar bile birbirleri ile uyum içinde olmaları düşünüldüğü kadar kolay değil...

    Eğer tüm bunlar bir "yöntem" sayılırsa, evet ben yukarıda bahsettiğim noktalara dikkat ediyorum.. :]

    YanıtlaSil
  3. Merhaba, bu yazıyı okumak yakın zamanda Lee'yi izlemek gibiydi:) hem saygıdan hem heyecan ve korkudan omuzlara gömülmek, ne kadar gururla dik dursak da yere bakma ihtiyacı, hata yapacak olma tedirginliği, utangaçlık vs. o duruş içinde olmak o kadar heyecanlı ve güzel ki..
    Efendi herşeyi anlar ve bilir ama bunu kimseye anlatmaz görüşünün tersine paylaştığınız için teşekkür ederim kendi adıma.
    Bu arada eklemek istediğim; Dişi köle genel bir tabir olduğu için aslında her yerde geçiyor. ilk yazıda o konuyu da yazmıştım hatta, bir isim bulamadım ve genel bir isim yazdım diye, belki bu hislere kendini yakın hissedenlerin ortak paylaşımda bulunabileceği bir blog olur başka yazmak isteyenler de eklenir düşüncesiyle (kimse katılmadı, ya da yazı yayınlatmadı o ayrı:) o yüzden başkaları kullansa da dişi köle bayan köleden daha güzel geliyor kulağa hakikaten..:)
    Yazınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum, özellikle sizi hangi konularda mutlu etti? Yaptığı hatalar oldu mu, vs. ?

    YanıtlaSil
  4. Efendi herşeyi anlar, bilir ve bunu "genelde" paylaşmak istemez.

    Paylaşmamdaki temel sebep, bu günceyi açmamdaki sebep ile aynı; yol göstermek/referans olmak.

    Eğer ki yazdıklarım birilerine yol gösteriyor, ya da kendinden birşeyler bulmasına/heyecan duymasına vesile oluyorsa ne mutlu.

    "Dişi Köle" her ne kadar anonim bir ifade olsa da, başka biri tarafından kullanılıyor olmasının yanlış anlaşılmalar doğurabileceği düşüncesi ile tercih etmekten kaçındım. Yoksa, daha "hoş" bir tabir olduğu konusunda hemfikirim.

    Yazımın devamını fırsat buldukça yayınlayacağım. Bu soruların cevapları ilerleyen zamanlarda ortaya çıkacak.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...